Sosyal Ağlarda Biz :

Online Hızlı Okuma Testi

Bacon'ın Felsefesi

Bacon'ın, yaratılıştan doğaya yönelik, deneye eğilimli, sürekli araştımayı seven, kesin bilgiye ulaşana kadar sorunları irdeleyen bir kişiliği vardı. Yapıtlarında eylem adamı ve düşünce adamı yönleri arasındaki karşıtlık belirgin olarak görülür. Bir yandan dürüst bilgeler aracılığıyla "insanın doğa üzerindeki egemenliğini son çizgisine ulaştıracak" bir toplumun düşünü kurarken, bir yandan da İ. James'in çıkmazlarına düzeni koruyarak çözüm arıyordu. Siyasal düzlemde yükselme hevesinin yol açtığı bu çarpıklığa karşın, bir filozof olarak Bacon doğayı ve toplumu kavrama konusunda kuşkuya yer veren, önyargılardan uzak ve araştırmacı bir yaklaşımı benimsemiştir. Bu arada ortaçağ Aristotelesçiliğine karşı deneyci yöntemi savunan düşünürlerin yazdıklarından da yararlanmıştır.

Bacon'ın felsefesinin odağı bilimdir. Ona göre bilim bir ilerleme, gelişme sürecidir. Tarih boyunca dinsel, siyasal ve düşünsel nedenlerle önem verilmeyen bilimin, insan lan aydınlatma ve yönlendirme işlevini öne çıkarmak gerekir. Bilim, sözcüklerle oynama yerine, doğanın özünü kavramaya yö nelmelidir. Doğaya egemen olmanın birinci koşulu, onu kendi bütünlüğü içinde bilmek. onu düzenleyen genel yasaları kavramaktır. Bunun yolu da deneyden geçer. Kesin bilgi. kuşkunun bittiği yerde başlar.

Düzene düşkün bir kişi olan Bacon, bir bütün olarak gördüğü bilim ve yaratı ürünlerini us, düş gücü ve bellek yetilerine göre bölümlere ayırır. Felsefenin kapsamına gi ren bilimlerin kaynağı us, düş gücünün ürünü şiir ve öteki yaratı örnekleri. belleğin ürünü ise tarihtir. Bütün bilimlerin görevi. olayların nedenlerini sonuçlarıyla bağlantılı olarak öğretmektir. Bacon. kendi döneminde eksik ve yetersiz olarak gördüğü felsefe ve bilim üzerinde durur. Bu bağlamda insan zihni ile nesnelerin doğası arasındaki ilişkiyi köklü bir biçimde yeniden düzenlemeyi amaçlar. Doğanın incelikli gizlerini araştırmada daha yetkin yöntemler geliştirerek insanoğlunun yaratıcı gücünü özgürleştirme peşinde koşar. Bacon'a göre, bunu sağla mak için tasımlara dayanan usavurmanın yerini, deneylere dayanan eleştirel bir tümevarım yöntemi almalıdır.

Bu öğreti Novum Organum'da, yapıtın mayasını oluşturan üç düşüncenin işlendiği özdeyişler biçimini alır. Bu düşünceler yeni bir mantığın gerekliliği, doğadaki niteliklerin "alfabe"sini oluşturacak "kalıp"lar (form) bulma çabası ve kapsamlı bir doğa tarihi derlemesine ilişkindir. Bunların kendi başlarına kavranabilir olduğunu, ama aralarındaki ilişkilerin karmaşıklık yarattığını savunan Bacon. bilimi, temelini doğa tarihinin. gövdesini fiziğin ve uç noktasını metafiziğin oluşturduğu bir piramit biçiminde görür. Başlangıçta zaman zaman uğraştığı doğa tarihi, yaşamının sonuna doğru çalışmalarının asıl odağı durumuna gelmiştir.

Bilim anlayışı. Bacon bilime büyük önem vermesine karşın, çağdaş anlamda iyi bir bilim adamı değildi. Astronomiye yaklaşımı tutucuydu. Matematiğin ve yeni bulunan logaritmanın önemini tam olarak kavrayamamıştı. Kaldıraç sistemi, cisimlerin ivmesi ve kan dolaşımı ile ilgili yeterli bilgisi yoktu. Bacon'ın, zamanındaki bu gelişmelerden habersiz oluşu, benzerlikleri kolayca kavrayabilen zekâsının, farklılıkları kavramaya aynı ölçüde yatkın olmayışıyla açıklanabilir. Çünkü onun için bilimin başlıca temeli tümevarım yöntemiydi.

Bacon'a göre doğayı tanıma yöntemi olan tümevarım, olayları oluşturan ve biçimlendiren özün kavranmasını sağlar. Tümevarımın başlıca kaynağı olan deney, kesin genellemelere varmak amacıyla belirli kurallar çerçevesinde yapılmalıdır. Tikel bir olaydan yola çıkarak genel sonuçlara ulaşmayı yanlış bulan Bacon. deney sonuçlarının toplanarak düzenlenmesiyle tümevarılabileceğini belirtir.

Tümevarıma giden yolu tabula praesentiae (varlık çizelgesi), tabula graduum (derece çizelgesi) ve tabula absentiae (yokluk çizelgesi) biçiminde üç basamağa ayırır. Birinci çizelgede incelenen özelliğin bulunduğu bütün olgular saptanarak sıralanır. İkinci çizelgede incelenen özelliğin değişik derecelerde bulunduğu durumlar sıralanır. Üçüncü çizelgede ise incelenen özelliğin bulunduğu durumlara olabildiğince çok benzeyen, ama bu özelliği taşımayan durumlar belirlenir.

Bacon'ın tümevarım yöntemiyle uygunluk yöntemi, birleşmiş uygunluk-ayrım yöntemi ve eş değişmeler yöntemini temelde kavradığı söylenebilir. Bununla birlikte yöntemi iki önemli noktada eleştiriye uğramıştır.

Birincisi, son derece uğraştırıcı olan bu yöntem kesin bir sonuca ulaşmak için bazı varsayımlardan yararlanmayı gerektirir; oysa Bacon bu tür varsayımlara ilişkin herhangi bir belirleme yapmaz. İkincisi, Bacon tümevarım yoluyla bulunması öngörülen "kalıpların yeterli ve tam bir tanımını vermekle güçlük çeker. Bu yöndeki açıklamaları bayii genel bazı fiziksel özellikleri sıralamaktan öteye gidemez. Bu açmaza girmesinin başlıca nedeni, görüşlerini ortaya koyarken. ortaçağ skolastik düşüncesinden aldığı hareket, yasa, nitelik ve kalıp gibi kavramlara yeni anlamlar yükleme yoluna gitmesidir. Örneğin Bacon'ın kullandığı "yasa" terimi irdelenince, onun bu terimle (modem fizikte olduğu gibi) niteliksel ilişkilerden çok, yapılara ve hareketlere yüklenen özleri, yani olgulara ilişkin açıklayıcı varsavımlan ifade ettiği anlaşılır. Bacon'ın bu varsayımları gerçek amacına ulaşmış sayılmazsa da. felsefi sezgiler olarak büyük değer taşır. Tümevarım yöntemini ilk kez kullanan Bacon olmadığı gibi, doğa bilimlerinin günümüzde kullandığı tümevarım yöntemi de onun biçimlendirmesine göre geliştirilmemiştir. Bununla birlikte özellikle 19. yüzyılda biyolojinin Bacon'ın öngördüğü yolu izlediği söylenebilir. Charles Darwin'in evrim kuramını geliştirirken Bacon'ın yönteminden yararlandığı kuşkusuzdur. Royal Society'nin kurucuları Robert Hooke ve Robert Boyle, Bacon'ı yüceltmişler, 18. yüzyılda Jean d'Alembert ünlü Encyclopedie'yi hazırlarken Bacon'a gönül borcunu ödemiştir. İmmanuel Kant Kritik der reinen Vernunft'u (1781; Saf Aklın Eleştirisi) Bacon'a adamıştır. Bacon'ı yücelten 19. yüzyıl düşünürlerinden biri de olguculuğun kurucusu Auguste Comte'tur.

İdoller

Bacon'ın belki de en önemli katkısı idola adım verdiği yanıltıcı düşüncelere ilişkin uyarısıdır. Ona göre idola, kişiyi doğra ve kesin bilgiye ulaşmaktan alıkoyan, deneyle bağlantısı olmayan önyargılardır. Bacon, Novum Organum da bu yanıltıcı düşünceleri şöyle sıralar:

1) İdola tribus (soy idolleri), insanın doğasında bulunan ve çoğunluk tarafından paylaşılan önyargılardır. Bunun en açık örneği doğada gerçekte olduğundan daha büyük bir düzenlilik görme, kolayca genelleme yoluna giderek doğadaki olayları soyutlaştırma eğilimidir. Kuşaktan kuşağa geçen inanç ve söylencelerle karışmış bu yanılgılar, duyuların yetersizliğinden doğa varlıklarına keyfi benzetmeler yüklemekten ve kesin ilkelere ulaşma tutkusundan kaynaklanır.

2) İdola specus (mağara idolleri), bireyin düşünsel ve bedensel yapısından doğan yanılgılardır. Birey dıştan gelen etkileri kendi zihnine yansıdığı gibi görür. Bu nedenle de doğanın bütünü yerine kendine yansıyan bölümünü temel alır: nesneler arasında aşırı ayrım ve benzetmeler yapma yoluna gider. Burada "mağara" benzetmesi Platon'un Devlet diyalogundaki "mağara" simgesinden etkilenerek kullanılmıştır.

3) İdola fori (çarşı idolleri), soyul sözcüklerin zihin üzerindeki etkisinden kaynaklanır. Bunlar en tehlikeli yanılgılardır. İnsanlar karşılıklı konuşmalarla düşünce alışverişinde bulunur. Gerçeğe dayanmayan soyut düşünceleri araştırmadan ve eleştirmeden benimsemek insanları yanılmalara sürükler.

4) İdola theatri (tiyatro idolleri), gelenekleşmiş felsefe sistemlerinin ve yanlış kanıtların yol açtığı temelsiz düşünce kalıplandır. Bütün donmuş düşünce akımlan bu bölüme giren önyargılann yoğunlaşmasıyla ortaya çıkar.

Hemen Eğitime Başlayın
Okuma hızınızı ölçmek için "BAŞLAT" düğmesine tıkladıktan sonra metni okumaya başlayın.
Okumayı bitirdiğinizde "BİTİR" düğmesine tıklayın.